Siparişler haftaiçi saat 14:00 da kargo aracına teslim edilmektedir. Araç şubeye erken giderse aynı gün, geç giderse ertesi sabah sisteme girilmektedir.
Kuş Çiçeği, Avipoxvirus grubundaki virüslerin neden olduğu, güvercinler ve farklı kuş türlerinde deri, ağız, yutak ve bazı durumlarda solunum yollarını etkileyebilen viral bir hastalıktır. İngilizce kaynaklarda Avian Pox, Pigeon Pox, Canary Pox veya Fowl Pox gibi adlarla anılabilir. Hastalığın adı etkilenen kuş türüne göre değişse de temel etkenler aynı virüs grubunda yer alır.
Kuş Çiçeği bir bakteri, mantar veya parazit hastalığı değildir. Bu nedenle bakteriyel enfeksiyonlar, Trichomoniasis veya Moniliasis ile aynı biçimde değerlendirilmemelidir. Deri lezyonlarına sonradan bakteriler yerleşebilir ve tabloyu ağırlaştırabilir; ancak hastalığın temel nedeni virüstür.
Hastalık çoğunlukla yavaş gelişir. Tüysüz deri bölgelerinde küçük kabarıklıklarla başlayan lezyonlar zamanla nodül, siğil benzeri oluşum ve koyu kabuk haline gelebilir. Ağız ve boğaz mukozası etkilendiğinde sarı-beyaz, yapışık ve solunumu zorlaştırabilen difterik plaklar oluşabilir.
Hastalığın seyri kuş türüne, virüs suşuna, yaşa, bağışıklık durumuna, lezyonların yerleşimine ve ikincil enfeksiyonların varlığına göre değişir. Sadece deride sınırlı kalan vakalar çoğu zaman daha hafif seyrederken ağız ve solunum yolunu tutan vakalar daha ciddi olabilir.
Avipoxvirus, Poxviridae ailesine ait büyük DNA virüslerini içeren bir gruptur. Bu virüsler kuşların epitel hücrelerinde çoğalır ve hücrelerin büyümesine, bozulmasına ve zamanla nekroza uğramasına neden olur.
Avipoxviruslar farklı kuş türlerine uyum göstermiş suşlara sahip olabilir. Güvercin çiçeği virüsü güvercinlerde, kanarya çiçeği virüsü kanaryalarda ve tavuk çiçeği virüsü tavuklarda daha sık hastalık oluşturur. Bununla birlikte türler arasında duyarlılık ve çapraz enfeksiyon kapasitesi tamamen aynı değildir.
Bir kuş türünde hafif seyreden bir Avipoxvirus enfeksiyonu başka bir türde daha ağır sonuçlara yol açabilir. Özellikle kanaryalarda ve bazı yabani kuşlarda ciddi hastalık görülebilir.
Kuş Çiçeği klasik olarak kuru form ve ıslak form olmak üzere iki temel klinik biçimde değerlendirilir. Bazı vakalarda iki form aynı kuşta birlikte görülebilir.
Kuru form, tüysüz deri bölgelerinde nodül ve kabuklarla karakterizedir. Islak veya difterik form ise ağız, yutak, gırtlak ve solunum yolundaki mukozal lezyonlarla seyreder.
Hastalığın yalnızca bu iki formla sınırlı olmadığı unutulmamalıdır. Bazı kuş türlerinde göz tutulumu, solunum sistemi bulguları ve daha yaygın sistemik etkiler görülebilir.
Kuru form, cutaneous pox veya deri formu olarak da adlandırılır. En sık göz kapakları, gaga kenarları, burun delikleri, ayaklar, bacaklar ve vücudun tüy bulunmayan bölgelerinde lezyon oluşturur.
İlk dönemde küçük, açık renkli veya kızarık kabarıklıklar görülür. Bu kabarıklıklar büyüyerek sert nodüllere dönüşebilir. Daha sonra yüzey kurur, koyulaşır ve kahverengi ya da siyaha yakın kabuklar oluşabilir.
Lezyonlar tek veya çok sayıda olabilir. Göz kapağında oluşan büyük nodüller gözün kapanmasına, görmenin azalmasına ve kuşun yem bulmakta zorlanmasına neden olabilir.
Gaga kenarı ve burun deliklerindeki lezyonlar yem almayı veya solunumu güçleştirebilir. Ayaklardaki lezyonlar ağrı, topallık ve tünek üzerinde durma güçlüğü oluşturabilir.
Islak form, wet pox veya diphtheritic pox olarak adlandırılır. Ağız, dil, damak, yutak, gırtlak ve bazen nefes borusu mukozasında sarı-beyaz, kalın ve yapışık plaklar oluşur.
Bu plaklar dokuya sıkıca bağlı olabilir. Zorla kaldırıldığında alttaki yüzey kanayabilir. Lezyonlar yem ve su alımını azaltabilir, yutmayı güçleştirebilir ve solunum yolunu daraltabilir.
Islak formdaki plaklar Trichomoniasis ve Candidiasis lezyonlarıyla karıştırılabilir. Sadece renk ve görünüşe dayanarak kesin ayrım yapmak güvenilir değildir.
Solunum yolunu tıkayan lezyonlar ağız açık soluma, boynu uzatma, hırıltı, ses değişikliği ve ciddi solunum sıkıntısına neden olabilir.
Bazı kuşlarda aynı anda hem deri nodülleri hem de ağız-boğaz lezyonları bulunabilir. Bu tablo karma form olarak değerlendirilebilir.
Deri lezyonlarının bulunması ağız içindeki plakların Pox ile ilişkili olabileceğini düşündürür; ancak eş zamanlı Trichomoniasis veya bakteriyel enfeksiyon olasılığı tamamen dışlanmamalıdır.
Güvercinlerde hastalık en sık gaga çevresi, göz kapakları, burun delikleri, ayaklar ve bacaklarda kabuklu oluşumlarla fark edilir. Özellikle genç güvercinlerde ve sivrisinek yoğunluğunun yüksek olduğu dönemlerde vakalar artabilir.
Yarış, sergi veya yeni kuş girişleriyle farklı sürülerden gelen güvercinlerin yakın teması virüsün yayılmasını kolaylaştırabilir. Ortak taşıma kasaları, yemlikler, suluklar ve elle temas da mekanik taşınmaya katkıda bulunabilir.
Göz çevresindeki büyük lezyonlar görmeyi engellediğinde kuş yemlik ve suluklara ulaşmakta zorlanabilir. Bu durum doğrudan virüsün etkisine ek olarak susuzluk ve kilo kaybına yol açabilir.
Yavru güvercinlerin bağışıklık sistemi tam olgunlaşmadığı için hastalık daha belirgin seyredebilir. Yetersiz beslenme, soğuk, stres ve eşlik eden enfeksiyonlar riski artırır.
Yuvada bulunan sivrisinekler ve diğer kan emici böcekler, özellikle tüysüz ve ince derili yavruları kolayca ısırabilir. Isırık bölgeleri virüsün giriş kapısı olabilir.
Ağız veya boğaz tutulumu bulunan yavrular yeterince beslenemez, gelişme geriliği gösterir ve hızla zayıflayabilir. Solunum yolundaki lezyonlar daha ciddi sonuçlara yol açabilir.
Kuş Çiçeği çeşitli yollarla yayılabilir. En önemli bulaşma yollarından biri sivrisinekler ve diğer kan emici böceklerin mekanik taşıyıcılığıdır.
Böcek, enfekte kuşun lezyonundan veya kanından virüsü alabilir. Daha sonra duyarlı bir kuşu ısırdığında virüsü deri içine taşıyabilir.
Virüs ayrıca enfekte kuşların kabukları, deri döküntüleri ve lezyon salgılarıyla çevreye yayılabilir. Sağlam deriden kolay geçmese de çizik, yara, tüy yolma bölgesi ve böcek ısırığı gibi küçük hasarlardan vücuda girebilir.
Ortak ekipman, kafes telleri, tünekler, yemlikler, suluklar ve bakım yapan kişilerin elleri virüsü mekanik olarak taşıyabilir.
Sivrisinekler Kuş Çiçeğinin yayılmasında önemli mekanik vektörlerdir. Virüs sivrisineğin vücudunda çoğalmak zorunda değildir; enfekte materyalin bir kuştan diğerine taşınması yeterlidir.
Sivrisinek yoğunluğu arttığında salgın riski de artabilir. Durgun su birikintileri, açık su kapları, yağmur olukları ve temizlenmeyen çevre alanları sivrisinek üremesine uygun ortam oluşturur.
Sivrisinek kontrolü yalnızca kimyasal uygulamadan ibaret değildir. En etkili yaklaşım üreme alanlarının ortadan kaldırılması, pencerelere uygun ağ takılması ve kümes çevresinde su birikiminin engellenmesidir.
Lezyon kabukları virüsü çevrede taşıyabilir. Kabukların düşmesi ve kurumuş materyalin ortamda kalması, diğer kuşların zarar görmüş derisine temas etmesiyle bulaşmaya yol açabilir.
Kuşların birbirini gagalaması, kavga etmesi veya kafes tellerine sürtünmesi küçük deri yaraları oluşturabilir. Bu yaralar virüs için giriş kapısıdır.
Yüksek kuş yoğunluğu, ortak ekipman kullanımı ve yetersiz temizlik salgının sürü içinde yayılmasını kolaylaştırır.
Virüsün alınması ile ilk lezyonların görülmesi arasında genellikle günler ile birkaç hafta arasında değişen bir süre bulunabilir. Bu süre virüs suşuna, bulaşma miktarına ve kuşun bağışıklık durumuna göre değişir.
Kuş henüz belirgin lezyon göstermeden sürü içinde bulunabilir. Bu nedenle yalnızca görünür kabukları olan kuşların ayrılması her zaman bulaşmayı tamamen durdurmaz.
Virüs zarar görmüş deri veya mukozadan girdikten sonra epitel hücrelerine yerleşir. Hücre içinde çoğalarak hücrenin büyümesine, dejenerasyonuna ve ölmesine neden olur.
Enfekte hücrelerin çoğalması nodül ve kalınlaşma oluşturur. Ardından inflamasyon, yüzey hasarı ve kabuk gelişir.
Difterik formda benzer süreç ağız ve solunum mukozasında gerçekleşir. Hücre ölümü, fibrin, inflamasyon hücreleri ve doku artıklarının birleşmesi kalın plakların oluşmasına neden olur.
Sivrisinek yoğunluğu, açık kümesler, durgun su, yüksek kuş yoğunluğu ve yeni kuşların karantinasız eklenmesi başlıca risk faktörleridir.
Kafes telleri ve keskin yüzeylerin oluşturduğu deri yaraları virüsün girişini kolaylaştırabilir. Dış parazitler ve kuşların birbirini gagalaması da deri bütünlüğünü bozabilir.
Yetersiz beslenme, başka hastalıklar, taşıma stresi ve bağışıklık baskılanması klinik tablonun ağırlaşmasına katkıda bulunabilir.
Kuru formda başlangıçta küçük, soluk veya kızarık kabarıklıklar görülür. Bunlar böcek ısırığı, küçük yara veya kene ile karıştırılabilir.
Lezyonlar birkaç gün içinde büyür, sertleşir ve yüzeyleri pürüzlü hale gelir. Daha sonra koyu kabuk oluşur.
Islak formda yem yemede isteksizlik, yutma güçlüğü, ağızda plaklar, salya artışı veya ağız açık soluma ilk bulgular arasında olabilir.
Lezyonların büyümesiyle göz kapanması, burun deliklerinin tıkanması, yem alamama, kilo kaybı ve genel halsizlik gelişebilir.
Ağız ve boğaz plakları solunum yolunu daraltırsa kuş boynunu uzatarak nefes almaya çalışabilir. Ses değişikliği ve hırıltı görülebilir.
İkincil bakteriyel enfeksiyon geliştiğinde kötü koku, akıntı, şişlik ve doku kaybı artabilir.
Kuş Çiçeği vakaları sıcak ve sivrisineklerin yoğun olduğu dönemlerde daha sık fark edilebilir. Bununla birlikte hastalık yalnızca yaz aylarında görülmez. Virüslü kabukların çevrede kalması, kapalı alanlarda böceklerin bulunması ve yeni kuş hareketleri farklı mevsimlerde de vaka oluşmasına yol açabilir.
Mevsimsel artış gözlendiğinde yalnızca hasta kuşların tedbir altına alınması yeterli değildir. Çevredeki su birikintileri, havalandırma açıklıkları, kuşhaneye giren böcekler ve ortak ekipmanlar birlikte değerlendirilmelidir.
Avipoxvirus enfeksiyonları farklı kuş türlerinde aynı şiddette seyretmez. Güvercinlerde çoğunlukla deri formu belirgin olabilirken kanaryalarda ve bazı yabani kuşlarda daha ağır ve yaygın tablolar gelişebilir.
Papağanlarda göz, gaga çevresi ve solunum sistemi lezyonları önem taşıyabilir. Tavuklarda ibik, sakal ve bacak gibi tüysüz alanlar sık etkilenir.
Bu nedenle bir türdeki deneyim başka bir kuş türüne doğrudan uygulanmamalıdır. Lezyonların yeri, seyri ve aşılama seçenekleri tür bazında değerlendirilmelidir.
İlk evrede küçük, soluk veya kızarık papüller oluşur. Bu yapılar birkaç gün içinde büyüyerek nodüle dönüşür.
İkinci evrede lezyonun yüzeyi kalınlaşır, pürüzlü hale gelir ve merkezinde nekroz gelişebilir. Doku sarı-kahverengi bir görünüm alabilir.
Sonraki evrede kabuk oluşur. Kabuk zamanla kurur ve kendiliğinden ayrılır. Altta iyileşmekte olan yeni epitel bulunur.
Lezyonun erken koparılması bu doğal süreci bozar. Yeni oluşan doku zarar görebilir ve iyileşme süresi uzayabilir.
Göz kapağı çevresindeki nodüller yalnızca kozmetik bir sorun değildir. Gözün kapanması yem ve suya erişimi azaltabilir, kuşun çevreye uyumunu bozabilir ve travma riskini artırabilir.
Akıntı ve kabuklar göz yüzeyine temas ettiğinde kornea tahrişi gelişebilir. Uzun süren göz kapanması ikincil enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir.
Tek taraflı göz kapanması yaşayan kuş, yemlik ve sulukların yerini değiştirdiğinde daha fazla zorlanabilir. Bu nedenle ekipman sabit ve kolay ulaşılabilir konumda tutulmalıdır.
Burun delikleri, gırtlak veya nefes borusuna yakın lezyonlar hava akımını azaltabilir. Bu durum özellikle küçük kuşlarda kısa sürede ciddi solunum güçlüğüne yol açabilir.
Ağız açık soluma, boynu uzatma, kuyruk hareketlerinin belirginleşmesi ve solunum sırasında ses duyulması önemli belirtilerdir.
Solunum sıkıntısı bulunan kuş gereksiz yere yakalanmamalı ve uzun süre elde tutulmamalıdır. Stres oksijen ihtiyacını artırarak tabloyu ağırlaştırabilir.
Kuş Çiçeği yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Deri lezyonlarının gelişmesi, kabuklanması ve düşmesi haftalar sürebilir.
İyileşme süresi kuşun bağışıklığına, lezyonların yerine ve ikincil enfeksiyonların varlığına bağlıdır. Kabuklar erken koparılırsa kanama, yeni yara ve iyileşme gecikmesi oluşabilir.
Teşhis klinik görünüm, sürü geçmişi, mevsim, sivrisinek yoğunluğu ve laboratuvar incelemelerinin birlikte değerlendirilmesiyle yapılır.
Tüysüz deri bölgelerinde çok sayıda kabuklu nodül Kuş Çiçeğini düşündürür. Ancak travma, kene, bakteriyel deri enfeksiyonu ve tümörler benzer görünüm oluşturabilir.
Ağız içindeki difterik plaklar Trichomoniasis, Candidiasis, bakteriyel enfeksiyon ve A vitamini yetersizliğiyle karışabilir. Bu nedenle laboratuvar doğrulaması önemlidir.
Muayenede lezyonların yeri, sayısı, büyüklüğü ve gelişim aşaması kaydedilir. Gözlerin açık olup olmadığı, burun deliklerinin tıkanması, ağız ve boğaz görünümü değerlendirilir.
Kuşun solunumu, yem tüketimi, vücut ağırlığı ve dışkısı kontrol edilir. Sürüde benzer lezyon taşıyan başka kuşların bulunması salgın şüphesini güçlendirir.
Histopatoloji, Kuş Çiçeği teşhisinde önemli yöntemlerden biridir. Lezyondan alınan doku örneği mikroskop altında incelenir.
Enfekte epitel hücrelerinde büyüme, balonlaşma ve karakteristik sitoplazmik inklüzyon cisimcikleri görülebilir. Bu yapılar Bollinger cisimcikleri olarak adlandırılır.
Histopatoloji özellikle ağız plaklarının ve atipik deri lezyonlarının ayırıcı tanısında değerlidir.
PCR, lezyon örneğinde Avipoxvirus genetik materyalini göstermeye yardımcı olabilir. Kabuk, taze doku veya uygun sürüntü örneği kullanılabilir.
Elektron mikroskopisi ve virüs izolasyonu özel laboratuvarlarda uygulanabilir. Rutin vakalarda klinik bulgular, histopatoloji ve PCR çoğu zaman yeterli bilgi sağlar.
Örnek alınırken lezyonun yüzeyindeki çevresel kirlenme azaltılmalı ve kabuk altındaki aktif doku tercih edilmelidir.
Kuru formda tüysüz deri üzerinde nodül ve kabuklar görülür. Kabuk kaldırıldığında altında kanamalı veya nekrotik doku bulunabilir.
Difterik formda ağız, yutak, gırtlak ve bazen nefes borusunda kalın plaklar bulunabilir. Plaklar solunum yolunu kısmen veya tamamen daraltabilir.
Nekropside ikincil bakteriyel enfeksiyonlar, zayıflama, susuzluk ve eşlik eden başka hastalıklar araştırılmalıdır.
Kuru form; bakteriyel dermatit, travmatik kabuklar, kene ve akarlar, mantar lezyonları, papillom benzeri oluşumlar ve neoplastik kitlelerle karışabilir.
Islak form; Trichomoniasis, Candidiasis, bakteriyel stomatit, solunum enfeksiyonları ve beslenme yetersizlikleriyle karışabilir.
Tek bir lezyonun görünümüne dayanarak kesin karar verilmemelidir. Özellikle ağız içi lezyonlarda taze mikroskopi, sitoloji ve histopatoloji önem taşır.
Trichomoniasis, Trichomonas gallinae adlı protozoonun oluşturduğu hastalıktır. Güvercinlerde ağız, yutak ve kursakta sarı-beyaz kazeöz lezyonlar yapar.
Kuş Çiçeğinin ıslak formu da benzer plaklar oluşturabilir. Deride eş zamanlı çiçek nodüllerinin bulunması Pox şüphesini artırır; ancak iki hastalık aynı kuşta birlikte görülebilir.
Taze örnekte hareketli Trichomonas organizmalarının görülmesi Trichomoniasis’i destekler. Pox teşhisi histopatoloji ve PCR ile doğrulanabilir.
Moniliasis veya Candidiasis, Candida türlerinin oluşturduğu fırsatçı mantar enfeksiyonudur. Ağız, yemek borusu ve kursakta beyaz plaklar ve kalınlaşma oluşturabilir.
Candidiasis’te tomurcuklanan mayalar ve yalancı hifler mikroskopta görülebilir. Kuş Çiçeğinde ise epitel hücrelerindeki viral değişiklikler ve inklüzyon cisimcikleri önemlidir.
Bakteriyel dermatitte kızarıklık, sıcaklık artışı, irinli akıntı ve yumuşak şişlik daha belirgin olabilir. Pox nodülleri ise çoğunlukla yavaş büyüyen, sert ve kabuklu yapılardır.
Ancak Pox lezyonlarına ikincil bakteriler yerleşebilir. Bu durumda görünüm karmaşık hale gelir ve kültür gerekebilir.
Kene bazen göz kapağı, gaga kenarı veya tüysüz deri üzerinde koyu renkli sabit bir nodül gibi görünebilir.
Yakından incelemede parazitin gövdesi ve bacakları fark edilebilir. Zorla çekmek ağız parçalarının deride kalmasına ve kanamaya yol açabilir.
Akarların oluşturduğu kabuklanma daha yaygın, pullu ve kaşıntılı olabilir. Pox lezyonları çoğunlukla sınırlı nodüller halinde başlar.
Kuş Çiçeği virüsünü doğrudan ortadan kaldıran, tüm kuş türleri için standart ve kesin bir antiviral uygulama bulunmaz. Yaklaşım çoğunlukla destekleyici bakım, lezyonların korunması, ikincil enfeksiyonların kontrolü ve yayılımın azaltılması üzerine kuruludur.
Bu durum hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Göz, ağız ve solunum yolundaki lezyonlar ciddi destek gerektirebilir.
Hasta kuş sıcak, kuru, sakin ve kolay temizlenebilir bir alanda tutulmalıdır. Yemlik ve suluk lezyonlu kuşun rahat ulaşabileceği yere yerleştirilmelidir.
Gözleri kapanmış kuşlar yem ve su bulmakta zorlanabilir. Vücut ağırlığı ve hidrasyon düzenli izlenmelidir.
Ağız veya boğaz lezyonu bulunan kuşlarda zorla yem verme solunum yoluna kaçma riski taşır. Solunum güçlüğü olan kuşlarda stres en aza indirilmelidir.
Pox kabukları zorla koparılmamalıdır. Kabuk altında aktif ve kanamalı doku bulunabilir.
Kabuğun koparılması virüslü materyalin çevreye yayılmasını, ikincil enfeksiyonu ve iyileşmenin gecikmesini kolaylaştırabilir.
Kabuk kendiliğinden gevşeyip ayrılana kadar bölge travmadan korunmalıdır.
Göz kapağındaki nodüller gözü kapatabilir ve çevrede akıntı birikmesine neden olabilir. Göz yüzeyi tahriş veya ikincil enfeksiyon yönünden değerlendirilmelidir.
Lezyona baskı yapmak, kesmek veya iğneyle boşaltmaya çalışmak uygun değildir. Bu işlemler kanama ve doku hasarı oluşturabilir.
Difterik plaklar zorla çıkarılmamalıdır. Alttaki doku yoğun biçimde kanayabilir ve solunum yoluna kan veya doku parçası kaçabilir.
Yutma veya solunum güçlüğü bulunan kuşlar hızlı değerlendirme gerektirir. Lezyonun gırtlak girişine yakın olması riski artırır.
Hasarlı deri ve mukoza bakterilerin yerleşmesi için uygun ortam oluşturabilir. Kötü koku, irin, aşırı şişlik ve hızla artan doku hasarı ikincil enfeksiyonu düşündürebilir.
Bakteriyel enfeksiyon şüphesinde kültür ve duyarlılık testi yararlı olabilir. Kuş Çiçeği viral olduğu için rastgele antibiyotik kullanmak virüsü ortadan kaldırmaz.
Şüpheli ve lezyonlu kuşlar mümkünse ayrı bölümde tutulmalıdır. Ayrılan kuşların yemlik, suluk ve temizlik malzemeleri ortak kullanılmamalıdır.
Bakım sırası önce sağlıklı, ardından hasta kuşlar olacak şekilde düzenlenmelidir. Her bölüm arasında eller ve ekipman temizlenmelidir.
Yeni kuşlar doğrudan sürüye eklenmemelidir. Karantina sürecinde deri, ağız ve solunum sistemi belirtileri yönünden izlenmelidir.
Kuluçka süresinin değişken olması nedeniyle birkaç günlük kısa gözlem yeterli olmayabilir. Karantina alanı ana kuşhaneden fiziksel olarak ayrı olmalıdır.
Çevredeki durgun su kaynakları düzenli olarak ortadan kaldırılmalıdır. Kovalar, oluklar, açık kaplar ve kullanılmayan lastikler sivrisinek üreme alanı olabilir.
Pencere ve havalandırma açıklıklarında kuşlara zarar vermeyecek ince ağlar kullanılabilir. Ağlarda yırtık veya açıklık bulunmamalıdır.
Kimyasal böcek ürünleri kuşların solunum sistemi açısından risk oluşturabilir. Kuşların bulunduğu alanda rastgele aerosol veya yoğun kimyasal kullanılmamalıdır.
Kabuklar, tüyler, dışkı ve organik artıklar önce fiziksel olarak uzaklaştırılmalıdır. Organik kirler dezenfektanların etkinliğini azaltabilir.
Yüzeyler temizlendikten sonra uygun dezenfeksiyon yapılmalı ve tamamen kurutulmalıdır. Kullanılan ürünün kuşların bulunduğu ortam için uygunluğu dikkate alınmalıdır.
Düşen kabuklar çıplak elle toplanmamalı ve ortamda bırakılmamalıdır. Temizlik sonrasında eller yıkanmalıdır.
Yemlik ve suluklar hasta kuşlarla sağlıklı kuşlar arasında paylaşılmamalıdır. Günlük mekanik temizlik yapılmalı ve biyofilm oluşumu engellenmelidir.
Göz veya gaga çevresinde lezyonu olan kuşlar yemliğe temas ederken kabuk ve salgı bırakabilir. Bu nedenle ekipman daha sık kontrol edilmelidir.
Bazı kuş türleri ve yetiştiricilik sistemleri için Kuş Çiçeği aşıları bulunmaktadır. Aşılar tür ve virüs suşuna özgü olabilir; her aşı her kuş türü için uygun değildir.
Aşı uygulaması sağlıklı kuşlarda, doğru zamanda ve uygun yöntemle yapılmalıdır. Salgın sırasında veya ağır hasta kuşlarda aşı planı özel değerlendirme gerektirir.
Aşı sonrası uygulama yerinde küçük bir reaksiyonun oluşması aşının tutup tutmadığını değerlendirmede kullanılabilir. Ancak aşı programı bölgesel risk ve kuş türüne göre planlanmalıdır.
Aşı mevcut lezyonları tedavi etmez. Temel amacı duyarlı kuşlarda gelecekteki hastalık riskini ve klinik şiddeti azaltmaktır.
Hasta kuşa gelişigüzel aşı uygulamak yerine sürü düzeyinde risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
İlk lezyonun görüldüğü tarih, kuşun yaşı, kafes veya yuva numarası, lezyonların yeri ve sivrisinek yoğunluğu kaydedilmelidir.
Vaka sayısının günlük takibi salgının artıp artmadığını gösterir. Fotoğraflar aynı ışık ve açıyla çekilirse lezyon gelişimini izlemeye yardımcı olabilir.
Sürüde ilk şüpheli vaka görüldüğünde lezyonlu kuşlar belirlenmeli, yeni kuş girişleri durdurulmalı ve kuş hareketleri sınırlandırılmalıdır.
Hasta bölümünde kullanılan yemlik, suluk, taşıma kutusu ve temizlik araçları işaretlenerek yalnızca o bölümde kullanılmalıdır.
Her gün yeni vaka sayısı ve lezyonların dağılımı kaydedilmelidir. Vaka sayısındaki artış sivrisinek kontrolünün veya çevresel temizliğin yetersiz kaldığını gösterebilir.
Ölen kuşlar ve düşen kabuklar çevrede bırakılmamalıdır. Laboratuvar incelemesi planlanıyorsa örnekler uygun koşullarda saklanmalıdır.
Kabukların düşmesi her zaman kuşun tamamen toparlandığı anlamına gelmez. Göz çevresindeki lezyonlardan sonra görme, ağız lezyonlarından sonra yem alımı ve vücut ağırlığı izlenmelidir.
İyileşen kuşlarda yara izi veya doku kaybı kalabilir. Burun deliği ve göz kapağı çevresindeki şekil değişiklikleri fonksiyonu etkileyebilir.
Kuş sürüye geri alınmadan önce aktif lezyon, akıntı ve genel kondisyon yönünden değerlendirilmelidir.
Keskin tel uçları, kırık tünekler, dar girişler ve sivri yemlik kenarları kuşların derisinde küçük yaralar oluşturabilir. Bu yaralar Avipoxvirusun girişini kolaylaştırabilir.
Kuşlar arasında kavga, aşırı kalabalık ve yetersiz yemlik sayısı da gagalayıcı yaralanmaları artırır. Kuş yoğunluğunun azaltılması ve yeterli kaynak sağlanması önemlidir.
Taze gelişen lezyon, kabuk altındaki aktif doku ve ağız plaklarından uygun örnek alınabilir. Eski, tamamen kurumuş ve çevresel olarak kirlenmiş kabuklar tanısal değeri azaltabilir.
Örnek kabında kuş türü, yaş, lezyonun yeri, ilk belirti tarihi ve sürüdeki vaka sayısı belirtilmelidir.
Daha önce yapılan uygulamalar laboratuvara bildirilmelidir. Lezyonun kimyasal maddelerle işlenmesi bazı testlerin sonucunu etkileyebilir.
Avian Pox virüsleri insanlarda görülen çiçek hastalığının etkeni değildir. Bununla birlikte lezyon kabukları ve hasta kuşlar başka bakterileri taşıyabilir.
Hasta kuşlarla temas sırasında eldiven kullanılması, bakım sonrasında ellerin yıkanması ve ekipmanların ev içi mutfak malzemelerinden ayrı tutulması uygun genel hijyen uygulamalarıdır.
Her göz veya gaga kabuğunu Kuş Çiçeği kabul etmek yanlış teşhise neden olabilir. Kene, travma ve bakteriyel enfeksiyonlar benzer görünüm oluşturabilir.
Ağız içindeki her sarı plağı Pox kabul etmek de hatalıdır. Trichomoniasis ve Candidiasis mutlaka değerlendirilmelidir.
Kabukları koparmak kanama, bulaşma ve iyileşme gecikmesine yol açabilir.
Kuş Çiçeğinin viral olduğunu göz ardı ederek rastgele antibiyotik kullanmak virüsü tedavi etmez ve normal mikrobiyal dengeyi bozabilir.
Yalnızca hasta kuşları ayırıp sivrisinek ve çevresel kaynakları kontrol etmemek yeni vakaların devam etmesine neden olabilir.
Evet. Hastalık Avipoxvirus grubundaki virüsler tarafından oluşturulur.
Avian Pox virüsleri genel olarak kuşlara özgüdür ve insanlarda klasik çiçek hastalığı oluşturmaz. Bununla birlikte hasta kuş ve lezyon materyaliyle temasta genel hijyen kurallarına uyulmalıdır.
Göz kapakları, gaga çevresi, burun delikleri, ayaklar, bacaklar ve diğer tüysüz deri bölgeleri en sık etkilenen alanlardır.
Ağız, yutak ve solunum mukozasında yapışık difterik plakların oluştuğu formdur.
Evet. Sivrisinekler ve diğer kan emici böcekler virüsü mekanik olarak taşıyabilir.
Kabuklar zorla koparılmamalıdır. Düşen kabuklar ise koruyucu hijyen önlemleriyle ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
Yem ve su alımını engelleyebilir, yutmayı zorlaştırabilir ve solunum yolunu daraltabilir.
Evet. Bir kuşta birden fazla enfeksiyon aynı anda bulunabilir.
Klinik muayene, histopatoloji, PCR ve gerekli durumlarda diğer laboratuvar testleri birlikte değerlendirilir.
Sivrisinek kontrolü, karantina, hijyen, ortak ekipmanın ayrılması ve uygun sürü yönetimi temel korunma adımlarıdır.
Kalıcı kontrol için sivrisinek üreme alanları ortadan kaldırılmalı, yeni kuşlar karantinaya alınmalı ve lezyonlu kuşlar erken dönemde ayrılmalıdır.
Kuşhanedeki keskin yüzeyler, tel uçları ve yaralanmaya neden olabilecek ekipman düzeltilmelidir. Deri bütünlüğünün korunması virüsün girişini azaltır.
Yemlik, suluk, taşıma kasası ve sergi ekipmanlarının kuş grupları arasında kontrolsüz paylaşılması önlenmelidir.
Bölgesel risk, kuş türü ve yetiştiricilik amacı doğrultusunda uygun aşılama programı veteriner değerlendirmesiyle planlanabilir.
Kuş Çiçeği, Avipoxvirus grubundaki virüslerin oluşturduğu ve kuşlarda deri ile mukozaları etkileyebilen viral bir hastalıktır.
Kuru formda göz, gaga, ayak ve diğer tüysüz bölgelerde nodül ve kabuklar görülür. Islak veya difterik formda ağız, yutak ve solunum yollarında yapışık plaklar oluşur.
Hastalık özellikle sivrisinekler ve diğer kan emici böcekler aracılığıyla, ayrıca lezyon kabukları, zarar görmüş deri ve kirli ekipman yoluyla yayılabilir.
Kesin teşhis için klinik görünümün yanında histopatoloji ve PCR gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Trichomoniasis, Moniliasis, bakteriyel deri enfeksiyonları ve dış parazitler ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır.
Korunmada sivrisinek kontrolü, karantina, temizlik, düşen kabukların güvenli biçimde uzaklaştırılması, ortak ekipmanın ayrılması ve uygun aşılama planı birlikte uygulanmalıdır.
Veteriner Uyarısı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kuşta ağız veya boğazda yapışık plaklar, ağız açık soluma, gözün tamamen kapanması, burun deliklerinin tıkanması, hızlı kilo kaybı ya da sürü içinde artan kabuklu lezyonlar görülüyorsa kesin teşhis ve uygun bakım planı için kuş hastalıkları konusunda deneyimli bir veteriner hekime başvurulmalıdır.