Siparişler haftaiçi saat 14:00 da kargo aracına teslim edilmektedir. Araç şubeye erken giderse aynı gün, geç giderse ertesi sabah sisteme girilmektedir.
Moniliasis, Candida cinsi mayaların oluşturduğu enfeksiyonları tanımlamak için geçmişte kullanılan bir terimdir. Güncel veteriner terminolojisinde bu hastalık daha çok Candidiasis veya Candida enfeksiyonu olarak adlandırılır. Kuş yetiştiricileri arasında kursak mantarı, maya enfeksiyonu veya sindirim sistemi mantarı gibi ifadeler de kullanılabilir.
Candida türleri çevrede, yemliklerde, suluklarda, sindirim kanalında ve bazı kuşların normal mikrobiyotasında düşük miktarda bulunabilir. Bu nedenle Candida’nın bir örnekte görülmesi her zaman aktif hastalık anlamına gelmez. Hastalık genellikle bu mayaların normal dengeyi aşarak çoğalması, yüzey dokularına tutunması ve mukozada hasar oluşturmasıyla gelişir.
Kuşlarda en sık ağız boşluğu, yutak, yemek borusu ve kursak etkilenir. Bazı vakalarda bezli mide ve bağırsaklar da sürece katılabilir. Yavru kuşlar, henüz yuvadan ayrılmamış güvercinler, elle beslenen papağan yavruları ve bağışıklığı zayıflamış kuşlar daha hassastır.
Moniliasis tek başına değerlendirilecek basit bir “mantar sorunu” değildir. Çoğu vakada kötü hijyen, yemlerin uzun süre ıslak kalması, kursak boşalmasının yavaşlaması, gereksiz veya uzun süreli antibiyotik kullanımı, başka bir enfeksiyon, yetersiz beslenme ya da bağışıklık baskılanması gibi hazırlayıcı faktörler bulunur.
Moniliasis, eski kaynaklarda Candida enfeksiyonları için kullanılan addır. Candida türleri geçmişte Monilia adıyla sınıflandırıldığı için hastalık Moniliasis olarak anılmıştır. Taksonomi değiştikçe Candida ve Candidiasis terimleri standart hale gelmiştir.
Güncel bir içerikte Moniliasis ifadesi kullanılacaksa bunun Candidiasis’in eski adı olduğu açıkça belirtilmelidir. Böylece yetiştiricilerin alışık olduğu terim korunurken bilimsel doğruluk da sağlanmış olur.
Moniliasis kelimesinin kullanılması, hastalığın ayrı bir etken tarafından oluşturulduğu anlamına gelmez. Temel etken Candida türleridir ve özellikle Candida albicans sık tanımlanan türlerden biridir. Bununla birlikte farklı Candida türleri de kuşlardan izole edilebilir.
Candida türleri tek hücreli maya biçiminde çoğalabilen mantarlardır. Uygun koşullarda tomurcuklanma gösterir, yalancı hif veya gerçek hif benzeri uzantılar oluşturabilir ve yüzeylere tutunabilir.
Candida albicans kuşlarda en sık anılan türdür. Ancak Candida tropicalis, Candida glabrata, Candida parapsilosis ve başka türler de örneklerden izole edilebilir. Tür dağılımı kuş türüne, coğrafi bölgeye, bakım koşullarına ve daha önce kullanılan antimikrobiyal maddelere göre değişebilir.
Candida’nın sindirim kanalında düşük düzeyde bulunması ile dokuya zarar veren aktif Candidiasis arasında önemli fark vardır. Aktif hastalıkta yoğun maya çoğalması, mukozaya yapışma, epitel hasarı, kalınlaşma, plak oluşumu ve inflamasyon beklenir.
Bazı sağlıklı kuşlarda Candida türleri ağız, kursak veya dışkı örneklerinden düşük sayıda izole edilebilir. Bu durum Candida’nın fırsatçı karakterini gösterir. Normal mikroflora, düzenli kursak hareketi, sağlam mukoza ve iyi bağışıklık bu mayaların aşırı çoğalmasını sınırlar.
Bu denge bozulduğunda Candida sayısı artabilir. Özellikle antibakteriyel maddelerin uzun süre kullanılması, normal bakteriyel floranın azalmasına ve mayaların rekabet avantajı kazanmasına neden olabilir.
Bu nedenle yalnızca kültürde Candida üremesine dayanarak hastalık teşhisi konulmamalıdır. Klinik belirtiler, lezyonlar, mikroskobik bulgular ve üreme yoğunluğu birlikte değerlendirilmelidir.
Candidiasis çoğunlukla fırsatçı enfeksiyon şeklinde gelişir. İlk aşamada Candida hücreleri ağız, yemek borusu veya kursak mukozasına tutunur. Uygun ortam oluştuğunda hızlı çoğalma başlar.
Mukozanın tahriş olması, yem artıklarının kursakta uzun süre kalması ve ortamın nemli olması Candida’nın tutunmasını kolaylaştırabilir. Mayalar yüzeyde koloni oluşturarak beyaz, krem rengi veya sarımsı plaklar meydana getirebilir.
İlerleyen vakalarda mukoza kalınlaşabilir, yüzey pürüzlü hale gelebilir ve kursağın esnekliği azalabilir. Kursak boşalmasının yavaşlaması daha fazla yem artığının birikmesine, bu da Candida çoğalmasının sürmesine yol açar.
Bu durum kısır döngü oluşturabilir: kursak yavaş boşalır, içerik bekler, maya çoğalır, mukoza daha fazla hasar görür ve kursak hareketleri daha da bozulur.
Candidiasis birçok kuş türünde görülebilir. Güvercinler, papağanlar, muhabbet kuşları, kanaryalar, ispinozlar, tavuklar, hindiler, bıldırcınlar ve farklı yabani kuşlar etkilenebilir.
Yavru ve henüz tam gelişmemiş kuşlarda risk daha yüksektir. Elle beslenen papağan yavrularında besleme ekipmanının hijyeni, mamanın sıcaklığı, mamanın bekletilme süresi ve kursağın boşalma düzeni önem taşır.
Güvercin yavrularında ebeveynlerin ağız-kursak sağlığı, kursak sütüyle besleme, yuva hijyeni ve başka hastalıkların bulunması riski etkileyebilir.
Erişkin kuşlarda Candidiasis çoğunlukla bağışıklığı zayıflatan başka bir hastalık, uzun süreli antimikrobiyal kullanım veya ciddi bakım hatalarıyla birlikte görülür.
Yavru güvercinler yaşamın ilk dönemlerinde tamamen ebeveyn bakımına bağımlıdır. Kursak sütü ve daha sonra yumuşatılmış yemle beslenmeleri nedeniyle ağız-kursak zincirindeki bozukluklardan hızlı etkilenebilirler.
Ebeveynlerin ağız veya kursağında Candida yoğunluğu yüksekse yavrular besleme sırasında etkene maruz kalabilir. Ancak bulaşma tek başına hastalık için yeterli olmayabilir; yavrunun bağışıklığı, kursak hareketleri ve çevre hijyeni de belirleyicidir.
Yavru güvercinlerde kursağın uzun süre dolu kalması, kötü kokulu içerik, kilo alamama, gelişme geriliği, halsizlik ve ağızda beyaz plaklar görülebilir.
Benzer belirtiler Trichomoniasis, bakteriyel kursak enfeksiyonu, yanlış besleme ve kursak tıkanıklığında da oluşabildiği için kesin tanı önemlidir.
Kursak mantarı günlük kullanımda çoğunlukla Candida’ya bağlı kursak enfeksiyonunu ifade eder. Ancak kursakta görülen her beyaz tabaka mantar değildir.
Yem artıkları, kurumuş salgılar, Trichomoniasis lezyonları, bakteriyel eksudat ve fiziksel tahriş de beyaz veya sarı görünüm oluşturabilir.
Candidiasis’te kursak duvarı kalınlaşabilir ve iç yüzey havlu benzeri, pütürlü bir görünüm alabilir. Bu görünüm bazı veteriner kaynaklarında “Türk havlusu” benzeri yüzey olarak tanımlanır.
Kursak mantarı ifadesi pratik olsa da kesin tanı için mikroskopi, sitoloji, kültür ve doku değerlendirmesi gerekebilir.
Geniş spektrumlu antibakteriyel maddelerin uzun veya gereksiz kullanımı, sindirim kanalındaki yararlı bakterileri azaltabilir. Candida ise antibakteriyel maddelerden doğrudan etkilenmediği için oluşan boşlukta hızla çoğalabilir.
Bu nedenle Candidiasis bazı kuşlarda antibiyotik kullanımından sonra ortaya çıkar. Bu durum antibiyotiğin doğrudan mantar oluşturduğu anlamına gelmez; temel mekanizma mikrobiyal dengenin bozulmasıdır.
Antibiyotik sonrası iştahsızlık, kursak stazı, regürjitasyon veya ağızda plak görülmesi durumunda Candida olasılığı değerlendirilmelidir.
Rastgele antimikrobiyal değişiklik yapmak yerine altta yatan hastalık ve mikrobiyal denge birlikte araştırılmalıdır.
Kirli suluklar, uzun süre bekleyen ıslak mama, yemliklerde biriken organik artıklar ve nemli yuvalıklar Candida çoğalmasını kolaylaştırabilir.
Candida çevrede dayanabilir ve özellikle biyofilm oluşmuş yüzeylerde temizlik zorlaşabilir. Sulukların yalnızca suyla çalkalanması yeterli olmayabilir.
Besleme şırıngaları, kaşıklar ve mama kapları her kullanım sonrasında temizlenmeli, tamamen kurutulmalı ve farklı yavrular arasında kontrolsüz paylaşılmamalıdır.
Mama hazırlanırken kullanılacak suyun temizliği, mamanın tazeliği ve bekletme süresi önemlidir. Oda sıcaklığında uzun süre bekleyen mama hızla mikrobiyal olarak bozulabilir.
Dengesiz beslenme, A vitamini yetersizliği, düşük kaliteli yem, bozulmuş mama ve yetersiz protein bağışıklığı ve mukoza bütünlüğünü olumsuz etkileyebilir.
Çok koyu hazırlanan elle besleme mamaları kursakta uzun süre kalabilir. Çok soğuk mama kursak hareketlerini yavaşlatabilir, aşırı sıcak mama ise kursak yanığına neden olabilir.
Kursak yanığı veya mekanik hasar, Candida’nın dokuya tutunmasını kolaylaştırabilir. Yanık sonrası oluşan beyaz veya sarı kabuklar Candidiasis ile karıştırılabilir.
Yemin uzun süre kursakta kalması mayaların çoğalmasına uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle kursak stazının temel nedeni ayrıca araştırılmalıdır.
Viral enfeksiyonlar, kronik bakteriyel hastalıklar, parazitler, ağır stres, yetersiz beslenme ve uzun süreli hastalık bağışıklık sistemini zayıflatabilir.
Bağışıklığı baskılanmış kuşlarda normalde düşük düzeyde bulunan Candida fırsatçı enfeksiyon oluşturabilir. Bu vakalarda yalnızca Candida’ya odaklanmak, temel hastalığın gözden kaçmasına neden olabilir.
Tekrarlayan Candidiasis vakaları sürü yönetimi, beslenme, hijyen ve kronik enfeksiyonlar yönünden ayrıntılı inceleme gerektirir.
Moniliasis’in görünümü kuşun yaşına göre değişebilir. Yumurtadan yeni çıkmış veya henüz tamamen ebeveynlere bağımlı yavrularda ilk belirti çoğu zaman kursağın düzenli boşalmaması ve kilo artışının yavaşlamasıdır. Bu yaş grubunda belirtiler kısa sürede ağırlaşabilir.
Yuvadan ayrılma dönemindeki genç kuşlarda yem değişimi, stres ve yeni çevre koşulları sindirim dengesini etkileyebilir. Bu dönemde iştah değişikliği, regürjitasyon ve zayıflama daha belirgin olabilir.
Erişkin kuşlarda ise Candida enfeksiyonu çoğu zaman başka bir hastalığın veya uzun süreli bakım sorununun ardından gelişir. Tekrarlayan erişkin vakalarında bağışıklığı baskılayan temel nedenler mutlaka araştırılmalıdır.
Elle beslenen yavrularda besleme tekniği hastalığın gelişiminde büyük önem taşır. Mama çok yoğun hazırlanırsa kursakta uzun süre kalabilir; çok sulu hazırlanırsa yeterli besin sağlamayabilir ve yanlış uygulamada solunum yoluna kaçabilir.
Besleme öncesinde kursağın önceki öğünü ne kadar boşalttığı kontrol edilmelidir. Tam boşalmamış kursağın üzerine sürekli yeni mama eklenmesi, içerikte fermantasyon ve mikrobiyal çoğalma riskini yükseltir.
Besleme tüpünün sert veya yanlış yerleştirilmesi ağız, yemek borusu ve kursakta küçük yaralanmalar oluşturabilir. Hasarlı mukoza Candida’nın tutunmasını kolaylaştırabilir.
Farklı yavrular için aynı şırınga veya kaşığın temizlenmeden kullanılması mayaların ve bakterilerin yavrular arasında taşınmasına neden olabilir.
Taşıma, aşırı kalabalık, ani yem değişimi, eş değişimi, sıcaklık dalgalanmaları ve sürekli rahatsız edilme kuşlarda stres yanıtını artırabilir.
Uzun süren stres bağışıklık yanıtını zayıflatabilir ve sindirim hareketlerini etkileyebilir. Bu durum doğrudan Candida oluşturmasa da fırsatçı çoğalmayı kolaylaştırabilir.
Özellikle üretim ve tüy değişimi gibi enerji ihtiyacının yüksek olduğu dönemlerde beslenme ve çevre koşullarının dengeli tutulması önemlidir.
Tek bir kuşta görülen Candidiasis ile aynı anda birçok kuşta ortaya çıkan sindirim sistemi belirtileri farklı biçimde değerlendirilmelidir.
Tek bir yavrudaki vaka yanlış besleme, kursak hareket bozukluğu veya bireysel bağışıklık zayıflığıyla ilişkili olabilir. Çok sayıda kuşta benzer belirtiler görülmesi ortak mama, su, ekipman veya antimikrobiyal kullanımına bağlı bir sürü sorunu düşündürür.
Vaka kayıtlarında kuşun yaşı, kafes veya yuva numarası, ilk belirti tarihi, önceki uygulamalar ve besleme şekli yer almalıdır. Bu bilgiler ortak kaynağın belirlenmesine yardımcı olur.
Belirtiler etkilenen bölgeye ve hastalığın şiddetine göre değişir. İştahsızlık, yem tüketiminde azalma, halsizlik, kabarma ve kilo kaybı sık görülen genel bulgulardır.
Kursak tutulduğunda kursağın geç boşalması, uzun süre dolu kalması, gaz, kötü koku, yapışkan içerik ve regürjitasyon görülebilir.
Ağız ve yutakta beyaz, krem veya sarımsı plaklar oluşabilir. Bu plaklar yüzeye yapışık olabilir ve zorla kaldırıldığında alttaki doku kanayabilir.
Yavru kuşlarda büyüme geriliği, tüy gelişiminde yavaşlama, sürekli yem isteme veya tam tersine beslenmeyi reddetme görülebilir.
Ağız içinde beyaz plaklar Candida için önemli bir bulgu olsa da tek başına kesin değildir. Trichomoniasis lezyonları genellikle daha kalın, sarımsı ve kazeöz olabilir; ancak görünüm örtüşebilir.
Candidiasis’te dil, damak, ağız köşeleri ve yutak mukozası kızarık, kalınlaşmış veya pürüzlü olabilir. Ağızda ekşi veya maya benzeri koku hissedilebilir.
Lezyonların zorla koparılması ağrı, kanama ve ikincil enfeksiyon riskini artırır. Yüzey görünümü kaydedilmeli ve örnekleme öncesi değiştirilmemelidir.
Kursak duvarı normalde ince ve esnektir. Candidiasis ilerlediğinde duvar kalınlaşabilir ve iç yüzey düzensiz hale gelebilir.
Kursak boşalması yavaşlar, yem içeriği fermente olabilir ve gaz oluşabilir. Kuş beslenmek istemeyebilir veya yediğini geri çıkarabilir.
Kursağın sürekli dolu kalması yalnızca Candida’ya özgü değildir. Mekanik tıkanıklık, yabancı cisim, sinirsel bozukluk, sistemik hastalık ve yanlış besleme de staza neden olabilir.
Uzun süren vakalarda belirgin kilo kaybı, göğüs kemiğinin sivrilmesi, kas kaybı ve genel güçsüzlük gelişebilir.
Sindirim sistemi boyunca yayılım varsa dışkı değişiklikleri, besin emiliminde bozulma ve daha ağır gelişme geriliği görülebilir.
Çok genç veya bağışıklığı ciddi baskılanmış kuşlarda enfeksiyon daha ağır seyredebilir. Ancak sistemik yayılım, yüzeysel kursak enfeksiyonuna göre daha seyrektir.
Teşhis yalnızca belirtilere dayanarak konulmamalıdır. Çünkü iştahsızlık, regürjitasyon, kursak stazı ve ağız plakları farklı hastalıklarda görülebilir.
Değerlendirme kuşun yaşı, türü, beslenme şekli, daha önce kullanılan antimikrobiyaller, kursak boşalma süresi, sürüdeki diğer vakalar ve bakım koşullarıyla başlar.
Ağız, yutak ve kursak ayrıntılı incelenir. Gerekirse kursak yıkama sıvısı, sürüntü, kazıntı, dışkı veya doku örneği alınır.
Taze örneklerin mikroskop altında incelenmesi Candida maya hücrelerini, tomurcuklanmayı ve yalancı hif yapılarını göstermeye yardımcı olabilir.
Gram boyama, sitolojik preparatlar ve özel mantar boyaları tanıyı destekler. Çok sayıda tomurcuklanan maya ve doku reaksiyonunun birlikte görülmesi aktif enfeksiyon lehinedir.
Az sayıda maya görülmesi normal taşıyıcılıkla ilişkili olabilir. Bu nedenle mikroskobik yoğunluk ve hücresel inflamasyon birlikte yorumlanmalıdır.
Mantar kültürü Candida türünün üretilmesini sağlar. Ancak kültürde üreme her zaman hastalık anlamına gelmez.
Üreme miktarı, örneğin alındığı bölge, klinik bulgular ve lezyonların varlığı önemlidir. Yoğun ve tekrarlayan üreme, uyumlu lezyonlarla birlikte olduğunda daha anlamlıdır.
Tür tanımlama bazı vakalarda önem kazanır; çünkü farklı Candida türlerinin çevresel özellikleri ve antifungal duyarlılıkları değişebilir.
Ölen kuşlarda veya biyopsi alınabilen vakalarda histopatoloji, mantar yapılarını doku içinde göstermeye yardımcı olur.
Mukozada kalınlaşma, epitel kaybı, inflamasyon, nekroz ve yalancı hifler görülebilir. Doku invazyonunun gösterilmesi aktif hastalık açısından güçlü kanıttır.
Histopatoloji özellikle kültür sonucunun taşıyıcılık mı yoksa gerçek enfeksiyon mu olduğunu ayırt etmede değerlidir.
Kursak açıldığında iç yüzeyde beyaz, krem veya sarımsı plaklar, kalınlaşma ve pürüzlü görünüm bulunabilir.
Ağır vakalarda lezyonlar yemek borusu, bezli mide ve bağırsaklara uzanabilir. Kursak içeriği ekşi kokulu, yapışkan veya fermente olabilir.
Nekropside eşlik eden başka hastalıklar da araştırılmalıdır. Karaciğer büyümesi, bağırsak iltihabı, parazitler ve solunum sistemi lezyonları altta yatan bağışıklık baskısını gösterebilir.
Candidiasis belirtileri özgül değildir. Benzer tablolar Trichomoniasis, Megabacteria olarak bilinen Macrorhabdus ornithogaster enfeksiyonu, bakteriyel kursak enfeksiyonu, Aspergillosis, kursak yanığı, yabancı cisim ve besleme hatalarında görülebilir.
Yanlış teşhis, altta yatan hastalığın ilerlemesine ve gereksiz antimikrobiyal kullanımına yol açabilir.
Trichomoniasis, Trichomonas gallinae adlı protozoonun oluşturduğu hastalıktır. Güvercinlerde ağız, yutak ve kursakta sarı-beyaz kazeöz lezyonlar yapabilir.
Candidiasis’te daha yaygın beyaz plaklar ve kursak duvarında havlu benzeri kalınlaşma görülebilir. Ancak görünüm tek başına güvenilir ayrım sağlamaz.
Taze sürüntüde hareketli Trichomonas organizmalarının görülmesi Trichomoniasis’i destekler. Candida’da tomurcuklanan mayalar ve yalancı hifler aranır.
Megabacteria adıyla bilinen Macrorhabdus ornithogaster, özellikle kanarya, muhabbet kuşu ve bazı küçük kafes kuşlarında bezli mide ile taşlık arasındaki bölgede hastalık oluşturur.
Belirgin kilo kaybı, sindirilmemiş yem, iştah değişiklikleri ve kronik zayıflama görülebilir. Ağız ve kursakta beyaz plaklar Candidiasis kadar tipik değildir.
Dışkı veya bezli mide içeriğinin mikroskobik incelenmesi uzun çubuk benzeri organizmaları gösterebilir.
Aspergillosis çoğunlukla solunum sistemini etkileyen bir mantar hastalığıdır. Solunum güçlüğü, ses değişikliği, kuyruk sallama ve hava kesesi lezyonları görülebilir.
Candidiasis ise daha çok ağız, yemek borusu, kursak ve sindirim sistemiyle ilişkilidir. İki hastalık aynı kuşta birlikte bulunabilir.
E. coli, Klebsiella, Pseudomonas ve farklı bakteriler kursakta enfeksiyon veya aşırı çoğalma oluşturabilir.
Kötü koku, kursak stazı ve regürjitasyon Candida ile benzerlik gösterebilir. Sitoloji ve kültür ayrım için önemlidir.
Bakteriyel ve fungal enfeksiyonlar birlikte de bulunabilir. Bu nedenle tek bir organizmanın görülmesi diğer olasılıkları tamamen dışlamaz.
Elle beslenen yavrulara aşırı sıcak mama verilmesi kursak duvarında yanık ve nekroza neden olabilir.
Deri altında kızarıklık, şişlik, beyazlaşma veya daha sonra fistül oluşumu görülebilir. Hasarlı dokuda ikincil Candida ve bakteri çoğalması gelişebilir.
Besleme sıcaklığı kontrol edilmeden yalnızca elle tahmin edilmemelidir. Mama her noktada eşit sıcaklıkta olmalıdır.
Kursak stazı Candida’nın hem nedeni hem sonucu olabilir. Soğuk ortam, çok yoğun mama, yanlış besleme aralıkları, yabancı cisim, dehidrasyon, sistemik hastalık ve sinirsel bozukluklar staza yol açabilir.
Yalnızca Candida’yı hedefleyip kursak stazının temel nedenini düzeltmemek vakaların tekrarlamasına neden olabilir.
Hasta kuş sıcak, kuru, sakin ve hijyenik bir ortamda tutulmalıdır. Özellikle yavrular vücut sıcaklığını korumakta zorlanabilir.
Kursak dolumu, vücut ağırlığı, dışkı ve hidrasyon düzenli izlenmelidir. Zorla besleme veya sıvı verme aspirasyon riski taşıdığı için bilinçsizce yapılmamalıdır.
Kursağa masaj yapmak, yoğun içeriği zorla boşaltmaya çalışmak veya lezyonları koparmak doku hasarı oluşturabilir.
Elle besleme maması her öğünde taze hazırlanmalıdır. Önceki öğünden kalan mama yeni mamaya karıştırılmamalıdır.
Şırınga, kaşık, tüp ve kaplar her kullanımdan sonra temizlenmeli ve tamamen kurutulmalıdır. Nemli ekipman üzerinde maya ve bakteriler çoğalabilir.
Aynı besleme ekipmanı farklı yavrular arasında kullanılacaksa uygun temizlik yapılmadan geçiş yapılmamalıdır.
Suluklar günlük boşaltılmalı, mekanik olarak fırçalanmalı ve durulanmalıdır. Suyun üzerine yalnızca yeni su eklemek biyofilmi ortadan kaldırmaz.
Yemliklerde nemlenmiş, küflenmiş veya dışkıyla kirlenmiş yem bırakılmamalıdır.
Organik kalıntılar temizlenmeden yapılan dezenfeksiyon yeterince etkili olmayabilir. Önce fiziksel temizlik, ardından uygun dezenfeksiyon ve kurutma yapılmalıdır.
Yuvalık, taban ve tüneklerde biriken dışkı ve yem artıkları düzenli uzaklaştırılmalıdır. Nemli ortamlar mikrobiyal yükü artırır.
Havalandırma sağlanmalı ancak yavrular doğrudan hava akımına maruz bırakılmamalıdır.
Temizlik sırasında hasta kuşların ekipmanı sağlıklı kuşların ekipmanından ayrı tutulmalıdır.
Yeni kuşlar doğrudan sürüye veya damızlık bölümüne alınmamalıdır. Karantina süresinde ağız-kursak muayenesi, dışkı kontrolü ve genel sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır.
Candida taşıyıcılığı tek başına her zaman karantina ihlali anlamına gelmez; ancak yeni kuşlarla gelen başka hastalıklar bağışıklığı baskılayarak Candidiasis riskini artırabilir.
Aynı sürüde tekrar eden Candidiasis varsa yalnızca hasta kuşlar değil bakım sistemi de değerlendirilmelidir.
Uzun süreli antibiyotik kullanımı, suluk biyofilmi, ıslak mama, yanlış besleme sıcaklığı, düşük kaliteli yem ve kronik enfeksiyonlar araştırılmalıdır.
Tekrarlayan vakalarda kültür ve gerektiğinde antifungal duyarlılık değerlendirmesi daha fazla önem kazanabilir.
Candida türleri arasında antifungal duyarlılık farklı olabilir. Bazı izolatlarda belirli maddelere düşük duyarlılık veya direnç görülebilir.
Bu nedenle rastgele, eksik süreli veya tekrarlayan uygulamalar uygun değildir. Klinik yanıt alınmaması yanlış teşhis, yetersiz uygulama, direnç veya altta yatan hastalıkla ilişkili olabilir.
İlaç seçimi, doz ve süre kuş türüne, yaşına, etkenin yerine ve laboratuvar bulgularına göre belirlenmelidir.
Örnek alınmadan önce kullanılan antimikrobiyal ve antifungal maddeler laboratuvara bildirilmelidir. Bu maddeler kültürde üremeyi azaltabilir ve sonucu etkileyebilir.
Ağız veya kursak sürüntüsü temiz ve uygun taşıma kabına alınmalıdır. Ölü kuş gönderilecekse mümkün olduğunca kısa sürede soğuk zincir sağlanmalı, ileri çürüme başlamadan inceleme yapılmalıdır.
Örnek etiketi üzerinde kuş türü, yaş, belirtiler, ölüm zamanı ve sürüdeki vaka sayısı bulunmalıdır. Klinik bilgi olmadan yapılan laboratuvar incelemesinin yorumlanması zorlaşabilir.
Dezenfeksiyon başlamadan önce organik kirler fiziksel olarak uzaklaştırılmalıdır. Dışkı, yem kalıntısı ve kurumuş mama yüzeyde kaldığında birçok dezenfektanın etkinliği azalabilir.
İlk aşamada ekipman boşaltılır ve fırçalanır. Ardından uygun biçimde yıkanır, durulanır ve dezenfekte edilir. Son aşamada tamamen kuruması sağlanır.
Besleme ekipmanlarının dar uçları ve bağlantı noktaları özellikle dikkatle temizlenmelidir. Görünür biçimde temiz olan bir şırınganın içinde biyofilm kalabilir.
Klinik iyileşme yalnızca ağızdaki plakların azalmasıyla değerlendirilmemelidir. Kursak boşalma süresi, iştah, günlük ağırlık değişimi, dışkı ve genel hareketlilik birlikte izlenmelidir.
Yavru kuşlarda düzenli kilo artışı önemli bir iyileşme göstergesidir. Ağız görünümü düzelmesine rağmen kilo kaybı sürüyorsa eşlik eden başka bir hastalık veya devam eden sindirim bozukluğu olabilir.
Belirtilerin kısa süre içinde yeniden başlaması çevresel kaynağın ortadan kaldırılmadığını, temel hastalığın sürdüğünü veya tanının eksik olduğunu düşündürebilir.
Candida türleri çevrede ve insanlarda da bulunabilir. Kuşlarda görülen Candidiasis genellikle klasik anlamda kolay bulaşan bir zoonoz olarak değerlendirilmez; ancak bağışıklığı ciddi baskılanmış kişilerin hasta kuş ve kirli ekipmanla temasında dikkatli olması gerekir.
Kuşlara bakım sonrasında eller sabunla yıkanmalı, besleme ekipmanları mutfak araçlarından ayrı tutulmalı ve ölü kuşlarla çıplak elle temas edilmemelidir.
Genel hijyen önlemleri yalnızca Candida için değil, kuşlardan taşınabilecek diğer mikroorganizmaların kontrolü için de önemlidir.
Ağızdaki her beyaz lezyonu Candida kabul etmek sık yapılan bir hatadır. Trichomoniasis, kursak yanığı ve bakteriyel enfeksiyonlar benzer görünüm oluşturabilir.
Kültürde Candida üremesini tek başına hastalık kabul etmek de yanıltıcıdır; Candida sağlıklı kuşlarda düşük sayıda bulunabilir.
Lezyonları zorla koparmak kanama ve ikincil enfeksiyona neden olabilir.
Kursağın geç boşalmasını yalnızca mantara bağlamak, mekanik ve sistemik nedenlerin gözden kaçmasına yol açabilir.
Islak mamanın uzun süre bekletilmesi ve besleme ekipmanının yeterince kurutulmaması enfeksiyonun tekrarlamasına katkıda bulunabilir.
Rastgele antibiyotik kullanımı normal florayı bozarak Candida çoğalmasını kolaylaştırabilir.
Evet. Moniliasis eski bir terimdir; güncel adı Candidiasis veya Candida enfeksiyonudur.
Hayır. Düşük miktarda normal mikrobiyotanın parçası olabilir. Hastalık yoğun çoğalma ve doku hasarı olduğunda gelişir.
Hayır. Trichomoniasis, bakteriyel enfeksiyon ve kursak yanığı da benzer görünüm oluşturabilir.
Antibiyotik doğrudan Candida oluşturmaz; normal bakteriyel florayı azaltarak mayaların aşırı çoğalmasını kolaylaştırabilir.
Candidiasis, soğuk, yoğun mama, dehidrasyon, yabancı cisim, sistemik hastalık ve sinirsel sorunlar kursak stazına neden olabilir.
Yapışık plaklar zorla koparılmamalıdır. Kanama ve doku hasarı oluşabilir.
Ortak ekipman, kirli mama ve yakın temas Candida aktarımına katkıda bulunabilir. Ancak hastalık gelişiminde hazırlayıcı faktörler genellikle önemlidir.
Evet. Candida düşük düzeyde klinik belirti oluşturmadan bulunabilir.
Klinik muayene, sitoloji, mikroskopi, kültür, histopatoloji ve eşlik eden hastalıkların araştırılması birlikte değerlendirilir.
Hijyen çok önemlidir; ancak altta yatan hastalık, besleme hatası veya bağışıklık baskılanması varsa bunların da düzeltilmesi gerekir.
Korunma yalnızca kafesi temizlemekten ibaret değildir. Besleme sistemi, su hijyeni, havalandırma, kuş yoğunluğu, karantina ve ilaç kullanım alışkanlıkları birlikte ele alınmalıdır.
Damızlık ve yavru kayıtları tutulmalı, kursak stazı veya ağız lezyonu görülen kuşlar erken dönemde ayrıntılı değerlendirilmelidir.
Elle beslenen yavrularda her öğünün sıcaklığı, yoğunluğu, miktarı ve kursağın boşalma süresi kaydedilirse sorunlar daha erken fark edilebilir.
Moniliasis, güncel adıyla Candidiasis, Candida türlerinin özellikle ağız, yemek borusu, kursak ve sindirim sisteminde aşırı çoğalmasıyla gelişen fırsatçı bir mantar enfeksiyonudur.
Hastalık en çok yavru, elle beslenen, bağışıklığı baskılanmış veya uzun süre geniş spektrumlu antibakteriyel maddelere maruz kalmış kuşlarda görülür.
Başlıca belirtiler ağızda beyaz plaklar, kursağın geç boşalması, regürjitasyon, iştahsızlık, kilo kaybı ve gelişme geriliğidir. Ancak bu bulgular Trichomoniasis, bakteriyel kursak enfeksiyonu, Megabacteria, kursak yanığı ve başka hastalıklarla karışabilir.
Kesin değerlendirme klinik muayene, mikroskobik inceleme, kültür ve gerektiğinde histopatolojiyle yapılmalıdır. Kalıcı kontrol için hijyen, doğru besleme, uygun karantina ve gereksiz antimikrobiyal kullanımından kaçınma birlikte uygulanmalıdır.
Veteriner Uyarısı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kuşta ağız veya kursakta yapışık beyaz plak, kursağın uzun süre boşalmaması, regürjitasyon, hızlı kilo kaybı, susuzluk ya da tekrarlayan yavru kayıpları görülüyorsa kesin teşhis ve uygun uygulama planı için kuş hastalıkları konusunda deneyimli bir veteriner hekime başvurulmalıdır.