Siparişler haftaiçi saat 14:00 da kargo aracına teslim edilmektedir. Araç şubeye erken giderse aynı gün, geç giderse ertesi sabah sisteme girilmektedir.
Adenocoli, özellikle genç güvercinlerde görülen sindirim sistemi ve genel durum bozukluklarını tanımlamak için yetiştiriciler arasında kullanılan pratik bir ifadedir. Terim, “adenovirus” ve “E. coli” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşmuştur. Bununla birlikte Adenocoli, tek bir laboratuvar etkeniyle kesin biçimde tanımlanmış bağımsız bir hastalık adı değildir.
Bilimsel yayınlarda benzer klinik tablo çoğunlukla Young Pigeon Disease Syndrome, kısaca YPDS, yani Genç Güvercin Hastalığı Sendromu başlığı altında değerlendirilir. Bu sendromda kusma veya yem çıkarma, kursak boşalmasının yavaşlaması, ishal, iştahsızlık, hızlı kilo kaybı, gelişme geriliği ve ani ölümler görülebilir.
Geçmişte bu tablonun büyük ölçüde güvercin adenovirusu ile E. coli birlikteliğinden kaynaklandığı düşünülmüştür. Güncel araştırmalar ise genç güvercin hastalığı sendromunun tek bir etkene bağlanamayacak kadar karmaşık olduğunu göstermektedir. Pigeon circovirus, pigeon adenovirus, rotavirus, herpesvirus, astrovirus, E. coli ve başka fırsatçı etkenler farklı vakalarda tek başına veya birlikte saptanabilir.
Bu nedenle Adenocoli terimi kullanılırken kesin teşhis anlamı yüklenmemelidir. Belirtilerin Adenovirus ve E. coli birlikteliğinden kaynaklandığı ancak uygun laboratuvar incelemeleriyle doğrulanabilir.
Günlük yetiştirici dilinde bu iki ifade çoğu zaman aynı klinik tabloyu anlatmak için kullanılır. Ancak bilimsel açıdan aralarında önemli bir fark vardır. Adenocoli adı Adenovirus ile E. coli birlikteliğini varsayar; genç güvercin hastalığı sendromu ise etkeni önceden kesinleştirmeden ortak belirtiler gösteren karmaşık bir hastalık tablosunu ifade eder.
YPDS çoğunlukla bir yaşın altındaki genç güvercinlerde görülür. Hastalık özellikle sütten kesilme, yavru takımına geçiş, eğitim uçuşları, yarış sepetleri, nakliye, yeni kuşlarla temas ve yem değişikliği gibi stres dönemlerinde belirginleşebilir.
Bir sürüde aynı belirtilerin görülmesi her zaman aynı etkenin bulunduğu anlamına gelmez. Bir kümeste circovirus ve E. coli birlikte saptanırken başka bir kümeste adenovirus, rotavirus veya yalnızca ağır bir bakteriyel bağırsak enfeksiyonu bulunabilir.
Güvercinlerde iki temel adenovirus hastalık tablosu tanımlanmıştır. Pigeon adenovirus type 1, yani PiAdV-1, daha çok genç kuşlarda görülür ve ishal, kusma, iştahsızlık, kilo kaybı ve gelişme geriliğiyle ilişkilendirilir.
Pigeon adenovirus type 2, yani PiAdV-2, farklı yaşlardaki güvercinlerde ağır karaciğer hastalığı ve ani ölümle ilişkilendirilebilir. Bu iki tipin klinik görünümü, yaş dağılımı ve organ tutulumları aynı değildir.
Adenoviruslar zarfsız ve çift iplikli DNA taşıyan virüslerdir. Çevresel dayanıklılıkları zarflı virüslere göre daha yüksek olabilir. Organik maddeyle kirlenmiş yüzeyler, dışkı ve ortak ekipmanlar bulaşmada rol oynayabilir.
Virüs hücrelere girdikten sonra çoğalır ve özellikle karaciğer ile bağırsak dokularında hasara yol açabilir. Bu hasar kuşun genel direncini düşürerek E. coli gibi fırsatçı bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırabilir.
E. coli, güvercinlerin bağırsaklarında doğal olarak bulunabilen bir bakteridir. Her E. coli suşu hastalık oluşturmaz. Ancak bağırsak bütünlüğü bozulduğunda, bağışıklık baskılandığında veya çevresel bakteri yükü yükseldiğinde bazı suşlar çoğalarak bağırsak ve iç organ enfeksiyonlarına neden olabilir.
Adenovirus veya başka bir viral enfeksiyon bağırsak dokusuna zarar verdiğinde E. coli’nin dokulara geçişi kolaylaşabilir. Bakteri kana karışırsa septisemi gelişebilir ve hastalık çok daha ağır seyredebilir.
Bununla birlikte her genç güvercin hastalığı vakasında E. coli bulunması beklenmez. Dışkıda E. coli saptanması da tek başına bakterinin hastalığın asıl nedeni olduğunu göstermez. E. coli normal bağırsak florasının bir parçası olabildiği için örnek alınan organ, bakteri yoğunluğu ve klinik tablo birlikte değerlendirilmelidir.
Adenocoli olarak adlandırılan tablo çoğu zaman birbiri üzerine eklenen birkaç aşamayla gelişir. İlk aşamada genç kuş stres, yoğun barındırma, yem değişikliği, yarış veya farklı sürülerle temas nedeniyle zorlanabilir.
İkinci aşamada adenovirus, circovirus, rotavirus veya başka bir viral etken bağırsak ve bağışıklık sistemi üzerinde hasar oluşturabilir. Özellikle circovirusun bağışıklık dokularını etkileyerek ikincil enfeksiyonlara yatkınlığı artırabileceği düşünülmektedir.
Üçüncü aşamada E. coli veya başka bakteriler bağırsakta aşırı çoğalabilir. Kursak ve bağırsak hareketleri yavaşlayabilir, su ve besin emilimi bozulabilir, dışkı sulu hale gelebilir.
Hastalık ilerlediğinde toksinler ve bakteriler dolaşıma geçebilir. Kuş hızla kondisyon kaybeder, yem tüketimi durur ve yavrularda ölüm görülebilir.
Adenocoli adı en sık genç yarış ve posta güvercinlerinde kullanılır. Özellikle yavru takıma yeni ayrılan, eğitime başlayan veya ilk kez kalabalık yarış sepetlerine giren kuşlar risk altındadır.
Damızlık güvercinlerin yavrularında da görülebilir. Yetersiz yuvalık hijyeni, yoğunluk, ebeveynlerin taşıyıcı olması ve yavruların farklı yaş gruplarıyla erken temas etmesi riski artırabilir.
Erişkin güvercinlerde benzer etkenlerle hastalık oluşabilse de klasik Adenocoli tablosu daha çok genç kuşlarla ilişkilendirilir. Erişkinlerde ani ölüm, karaciğer hastalığı veya daha hafif sindirim belirtileri görülebilir.
En yüksek risk çoğu zaman sütten kesilmeden sonraki dönem ile bir yaş arasındaki genç kuşlarda görülür. Bu dönemde anne-babadan ayrılma, yeni yem düzeni, yeni barınak, yoğun egzersiz ve sosyal stres aynı anda ortaya çıkabilir.
Bağışıklık sistemi henüz tam olgunlaşmamış kuşlar viral ve bakteriyel etkenlere daha hassastır. Yaş gruplarının karıştırılması, daha büyük kuşların genç kuşlarla ortak suluk kullanması ve kalabalık barındırma bulaşmayı kolaylaştırır.
Bulaşma çoğunlukla dışkı-ağız yoluyla gerçekleşir. Enfekte kuşların dışkısıyla kirlenen su, yem, zemin, tünek, taşıma kafesi ve yarış sepetleri diğer kuşlar için kaynak olabilir.
Kuşun çıkardığı kursak içeriği de çevreyi kirletebilir. Kusma veya yem çıkarma görülen bölümlerde yemlik ve zemin hızla kontamine olabilir.
Ortak suluklar önemli bir yayılma yoludur. Hasta kuşların ağız ve gaga çevresindeki materyal suya karışabilir. Sıcak havalarda suyun uzun süre beklemesi bakteri yükünü artırabilir.
Taşıma sepetleri ve yarış organizasyonları farklı sürülerden kuşların aynı ortamda bulunmasına neden olur. Kalabalık, stres ve ortak yüzeyler bulaşma riskini yükseltir.
Yeni kuşların karantinasız sürüye katılması, başka kümeslerde kullanılan ekipmanın temizlenmeden kullanılması, kirli ayakkabı ve eller de mekanik taşınmaya katkıda bulunabilir.
Bazı adenoviruslarda yumurta yoluyla dikey bulaşma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Bununla birlikte güvercinlerde her vaka için ebeveynden yumurtaya geçişin gerçekleştiği varsayılmamalıdır.
Yavrular, yumurtadan çıktıktan sonra ebeveynlerin kursak sütü, dışkısı, gaga teması ve kirli yuvalık aracılığıyla da etkenlerle karşılaşabilir. Bu nedenle ebeveyn-yavru ilişkisi yalnızca yumurta içi bulaşma anlamına gelmez.
Yoğun barındırma, kalabalık yarış sepetleri, ani yem değişikliği, yetersiz havalandırma, kirli suluklar, nemli zemin ve yüksek dışkı yükü başlıca risk faktörleridir.
Uzun nakliye, susuzluk, ağır egzersiz, aşırı sıcaklık, soğuk stres, sütten kesilme ve yeni kuşlarla temas bağışıklık direncini azaltabilir.
Trichomoniasis, Coccidiosis, Hexamitiasis, Salmonella, iç parazitler ve solunum sistemi enfeksiyonları genç kuşu zayıflatarak tablonun ağırlaşmasına katkıda bulunabilir.
Dengesiz beslenme, bozulmuş veya küflü yem, mineral ve vitamin dengesizlikleri de genel direnci düşürebilir. Ancak yalnızca beslenme desteğiyle enfeksiyonun ortadan kalkacağı düşünülmemelidir.
Adenocoli tablosunda en sık görülen belirtiler iştahsızlık, halsizlik, tüy kabartma, yem çıkarma, kursak boşalmasının yavaşlaması, sulu dışkı, kötü kokulu dışkı, hızlı kilo kaybı ve gelişme geriliğidir.
Hasta kuşlar sürüden ayrılarak köşede durabilir. Uçuşa isteksizlik, denge kaybı olmadan genel güçsüzlük ve kısa sürede göğüs kemiğinin belirginleşmesi görülebilir.
Dışkı yeşilimsi, sarımsı veya sulu olabilir. Ancak dışkının rengi Adenocoli için özgül değildir ve tek başına teşhis amacıyla kullanılamaz.
Yem çıkarma bazen gerçek kusma, bazen de dolu kursağın geri gelmesi biçimindedir. Kursakta yem uzun süre beklediğinde ekşi koku oluşabilir.
Kursak stazı, kursak içeriğinin normal hızda mideye geçememesidir. Hasta kuşta kursak sabah saatlerinde hâlâ dolu olabilir, yem ve su karışımı uzun süre bekleyebilir.
Kursak durgunluğu yalnızca Adenocoli’de görülmez. Candidiasis, Trichomoniasis, yabancı cisim, ağır sistemik enfeksiyon, sinir sistemi hastalıkları ve yanlış besleme de benzer tablo oluşturabilir.
Kursak içeriğinin elle zorlanarak boşaltılması aspirasyon ve doku zedelenmesi riski taşır. Kuşun genel durumu ve kursak yapısı profesyonel olarak değerlendirilmelidir.
Bağırsak hasarı su emilimini bozduğunda dışkı hacmi artar. Kuş yem yemediğinde dışkının yeşil görünmesi safra pigmentlerinden kaynaklanabilir.
Sulu dışkı her zaman gerçek ishal değildir. Fazla su içme, böbrek sorunları ve stres de idrar miktarını artırarak dışkının sulu görünmesine neden olabilir.
Dışkıda kan görülmesi Coccidiosis, ağır bağırsak hasarı veya başka hastalıkları düşündürebilir. Bu bulgu Adenocoli için tipik ve zorunlu değildir.
İştahsızlık, kusma, kursak durgunluğu ve bağırsak emilim bozukluğu kısa sürede kilo kaybına yol açabilir. Genç kuşların enerji rezervi sınırlı olduğu için göğüs kasları hızla eriyebilir.
Göğüs kemiğinin sivrilmesi tek başına Adenocoli teşhisi değildir. İç parazitler, kronik Trichomoniasis, Coccidiosis, Salmonella ve uzun süren beslenme sorunları da kuruma görünümü oluşturabilir.
Hastalığın ağır formunda genç kuşlar kısa sürede ölebilir. Ani ölümler viral karaciğer hasarı, sıvı kaybı, septisemi veya birden fazla enfeksiyonun birlikte bulunmasıyla ilişkili olabilir.
Ölüm oranı sürüden sürüye değişir. Aynı belirtilerin bulunduğu iki kümeste farklı etkenler ve farklı ölüm oranları görülebilir.
Sürüde yem tüketiminin azalması, suluk çevresinde uzun süre duran kuşların artması, uçuş performansında ani düşüş ve yavrular arasında ağırlık farklılıklarının belirginleşmesi erken işaretler olabilir.
Hastalık birkaç kuşla başlayıp kısa sürede gruba yayılabilir. Özellikle ortak sulukların hızla kirlenmesi salgının büyümesine katkıda bulunabilir.
Adenocoli vakaları genç kuşların eğitim ve yarış dönemlerinde daha sık fark edilebilir. Bunun temel nedeni yalnızca mevsim değil; o dönemde artan stres, kalabalık temas, taşınma ve yem düzenindeki değişikliklerdir.
Sıcak havalarda su tüketimi artar ve suluklar daha hızlı kirlenir. Soğuk dönemlerde ise havalandırmanın kapatılması nem, toz ve amonyak birikimine yol açabilir.
Genç güvercinlerde hastalığın ağır seyretmesinde bağışıklık sisteminin olgunlaşma düzeyi önemli rol oynar. Yavrular anne ve babadan ayrıldıktan sonra hem beslenme düzeni hem de çevresel temasları değişir. Bu geçiş döneminde bağışıklık sistemi aynı anda çok sayıda yeni etkene maruz kalabilir.
Pigeon circovirus gibi bazı viral etkenler bağışıklık dokularını etkileyerek ikincil enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir. Böyle bir durumda normal koşullarda düşük etkili kalabilecek E. coli suşları daha kolay çoğalabilir ve sistemik enfeksiyon oluşturabilir.
Bağışıklık baskılanması her kuşta aynı derecede görülmez. Aynı kümeste bazı yavrular yalnızca kısa süreli iştahsızlık yaşarken bazıları hızla kilo kaybedebilir. Genetik yapı, önceki enfeksiyonlar, beslenme durumu ve stres düzeyi bu farklılığı etkileyebilir.
Genç kuşların ilk eğitim uçuşları ve yarışları Adenocoli benzeri tabloların ortaya çıktığı dönemlerle sık çakışır. Bunun nedeni yarışın tek başına hastalık oluşturması değil; uzun süreli taşıma, kalabalık sepet, farklı sürülerle temas, susuzluk, sıcaklık değişimi ve yoğun egzersizin aynı anda bağışıklık direncini azaltmasıdır.
Yarış dönüşünde kuşların iştahı, kursak boşalması, dışkısı ve genel hareketliliği gözlenmelidir. Birkaç kuşta yem çıkarma veya sulu dışkı görülürse aynı suluk ve yemliği kullanan bütün grup yakından izlenmelidir.
Hasta veya kondisyonu tam düzelmemiş kuşların yeniden yarışa gönderilmesi hem kuşun iyileşmesini geciktirebilir hem de taşıma sepetlerinde diğer sürülere etken taşınmasına katkıda bulunabilir.
Bir yaşın altındaki güvercinlerde yem çıkarma, kursak durgunluğu, sulu dışkı, hızlı kilo kaybı, uçuş isteksizliği ve ani ölümler birlikte görülüyorsa genç güvercin hastalığı sendromundan şüphelenilebilir.
Bununla birlikte Adenovirus ve E. coli birlikteliği yalnızca belirtilere bakılarak doğrulanamaz. Teşhis sürecinde viral ve bakteriyel testler ile ayırıcı tanı birlikte değerlendirilmelidir.
Adenocoli teşhisi yalnızca dışkı görünümüne, kusmaya veya kuşun yaşına dayanılarak konulmamalıdır. Hastalık geçmişi, yeni kuş girişi, yarış ve nakliye zamanı, yem değişikliği, sürüdeki ölüm oranı ve kullanılan uygulamalar kaydedilmelidir.
Genç güvercin hastalığı sendromunun çok etkenli olabilmesi nedeniyle tek bir test her vakayı açıklamayabilir. Viral PCR testleri, bakteriyel kültür, antibiyogram, dışkı incelemesi, nekropsi ve histopatoloji birlikte değerlendirildiğinde daha güvenilir sonuç elde edilir.
Muayenede kuşun vücut ağırlığı, göğüs kasları, kursak doluluğu, ağız ve boğaz yapısı, solunum, karın bölgesi, dışkı ve sıvı kaybı değerlendirilir.
Kursağın dolu olması tek başına Adenocoli anlamına gelmez. Kursak içeriğinin yapısı, kokusu, ne kadar süredir boşalmadığı ve ağız içinde Trichomoniasis veya Candidiasis bulgularının bulunup bulunmadığı önemlidir.
Sürüde yalnızca hasta görünen kuşlar değil, henüz belirti göstermeyen gençler de gözlenmelidir. Ağırlık kaybı klinik belirtilerden önce başlayabilir.
PCR, adenovirus, circovirus, rotavirus, herpesvirus ve diğer viral etkenlerin genetik materyalini saptamak için kullanılabilir. Örnek türü şüphelenilen etkene göre dışkı, kloaka sürüntüsü, ağız sürüntüsü veya organ dokusu olabilir.
PCR sonucunun pozitif olması virüsün örnekte bulunduğunu gösterir; ancak her zaman gözlenen hastalığın tek nedeni olduğunu kanıtlamaz. Bazı kuşlar klinik belirti göstermeden virüs taşıyabilir.
Negatif sonuç da hastalığı tamamen dışlamayabilir. Yanlış örnek zamanı, düşük virüs miktarı, uygunsuz örnek taşıma veya test panelinde ilgili suşun bulunmaması sonucu etkileyebilir.
E. coli değerlendirmesinde bakteriyel kültür önemlidir. Dışkıdan E. coli üremesi tek başına yeterli değildir; çünkü bakteri normal bağırsak florasında bulunabilir.
Karaciğer, dalak, kalp kanı veya diğer iç organlardan saf ya da yoğun E. coli izolasyonu sistemik enfeksiyonu daha güçlü biçimde destekler. Örnekler mümkünse antibakteriyel uygulama başlamadan önce alınmalıdır.
Antibiyogram, izole edilen E. coli suşunun laboratuvar ortamındaki duyarlılık profilini gösterir. E. coli suşlarında çoklu antibiyotik direnci görülebildiği için rastgele seçim yerine kültür ve duyarlılık sonucu önemlidir.
Ölen kuşların incelenmesi hastalığın yönünü belirlemede yardımcı olabilir. Bağırsaklarda sıvı içerik, karaciğerde büyüme ve renk değişikliği, dalakta büyüme, kursakta beklemiş yem ve iç organlarda iltihabi bulgular görülebilir.
Adenovirusla ilişkili olgularda karaciğer hasarı ve mikroskobik hücre içi inklüzyon cisimcikleri saptanabilir. Bu bulguların görülmesi için histopatolojik inceleme gerekebilir.
E. coli septisemisinde kalp zarı ve karaciğer çevresinde fibrinli tabakalar oluşabilir. Ancak bu lezyonlar tek başına Adenocoli’ye özgü değildir.
Histopatoloji, organ dokularının mikroskop altında incelenmesidir. Karaciğer, bağırsak, dalak ve bağışıklık organlarındaki hasarın biçimini ortaya koyabilir.
Adenovirus enfeksiyonlarında bazı hücrelerin çekirdeğinde karakteristik inklüzyon cisimcikleri görülebilir. Circovirus şüphesinde bağışıklık dokularındaki değişiklikler değerlendirilebilir.
Histopatolojik bulgular PCR ve kültür sonuçlarıyla birlikte yorumlandığında etkenin hastalıktaki rolü daha iyi anlaşılır.
Adenocoli belirtileri birçok güvercin hastalığıyla karışabilir. Trichomoniasis, Coccidiosis, Hexamitiasis, Salmonella, E. coli enfeksiyonu, Candidiasis, iç parazitler, paramyxovirus, herpesvirus ve rotavirus başlıca ayırıcı tanılar arasındadır.
Yem çıkarma ve kursak durgunluğunda Trichomoniasis, Candidiasis, yabancı cisim ve yanlış besleme değerlendirilmelidir.
Sulu veya yeşil dışkıda Salmonella, Coccidiosis, Hexamitiasis, böbrek hastalıkları, karaciğer bozuklukları ve yem kesme dikkate alınmalıdır.
Sinirsel belirtiler varsa paramyxovirus ve diğer nörolojik hastalıklar öncelikle araştırılmalıdır. Adenocoli terimi her genç kuş problemine otomatik olarak uygulanmamalıdır.
Saf E. coli enfeksiyonu bağırsak hastalığı, septisemi, hava kesesi iltihabı ve iç organ lezyonları oluşturabilir. Adenocoli ifadesi ise bir viral enfeksiyonun E. coli ile birlikte bulunduğu varsayımını içerir.
Bu ayrım yalnızca belirtilere bakılarak yapılamaz. Viral PCR ve bakteriyel kültür sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.
Pigeon circovirus genç güvercin hastalığı sendromuyla sık ilişkilendirilen virüslerden biridir. Bağışıklık sistemi dokularını etkileyerek kuşu ikincil bakteriyel ve viral enfeksiyonlara yatkın hale getirebilir.
Bazı araştırmalarda YPDS belirtileri bulunan sürülerde circovirus adenovirustan daha sık saptanmıştır. Bu nedenle her “Adenocoli” vakasının asıl viral etkeninin adenovirus olduğu varsayılmamalıdır.
Pigeon rotavirus A bazı bölgelerde genç güvercin hastalığı benzeri salgınlarla ilişkilendirilmiştir. Kusma, ishal, iştahsızlık ve ani ölüm adenovirus ve circovirus enfeksiyonlarıyla benzer olabilir.
Klinik benzerlik nedeniyle yalnızca belirtilere dayanarak rotavirusu Adenocoli’den ayırmak mümkün değildir. Laboratuvar testleri gerekir.
Adenovirus gibi viral etkenlere karşı antibakteriyel maddeler doğrudan etkili değildir. Antibakteriyel uygulamalar yalnızca doğrulanmış veya güçlü biçimde şüphelenilen ikincil bakteriyel enfeksiyonlar için değerlendirilmelidir.
Rastgele ve tekrarlayan antibakteriyel kullanımı E. coli’de direnç gelişimini artırabilir. Uygulama seçimi kültür, antibiyogram, kuş türü, genel durum ve yasal şartlar dikkate alınarak yapılmalıdır.
Kuşun sıvı kaybı, vücut sıcaklığı, kursak hareketi ve beslenme durumu tedavi başarısını doğrudan etkiler. Ağır kursak stazı veya sürekli kusma bulunan kuşlar ağızdan verilen sıvıyı güvenli şekilde alamayabilir.
Sürüde yalnızca hasta kuşlara müdahale etmek yeterli olmayabilir. Su sistemi, yemlikler, yoğunluk, taşıma sepetleri ve karantina uygulamaları eş zamanlı olarak düzeltilmelidir.
Hasta kuşlar temiz, kuru, sakin ve kolay gözlenebilir bir bölüme ayrılmalıdır. Yemlik ve suluk kuşun zorlanmadan ulaşabileceği seviyede olmalıdır.
Sıvı kaybı bulunan kuşlarda suya erişim önemlidir. Ancak sürekli kusan, nefes darlığı bulunan veya yutma güçlüğü yaşayan kuşlara zorla sıvı verilmesi aspirasyon riski oluşturabilir.
Yem kolay sindirilebilir, taze ve kuru olmalıdır. Küflenmiş, nemlenmiş veya uzun süre açıkta beklemiş yem kullanılmamalıdır.
Hasta kuşlar uçuşa, yarışa veya yoğun egzersize zorlanmamalıdır. Klinik iyileşme sonrasında da vücut ağırlığı ve dışkı bir süre izlenmelidir.
Belirti gösteren kuşların sağlıklı gençlerden ayrılması bulaşma baskısını azaltır. Ayrı suluk, yemlik, temizlik fırçası ve taşıma kutusu kullanılmalıdır.
Bakım sırası önce sağlıklı, sonra şüpheli, en son hasta kuşlar olacak şekilde düzenlenmelidir. Hasta bölüme girildikten sonra el, ayakkabı ve ekipman temizliği yapılmalıdır.
Suluklar günlük olarak tamamen boşaltılmalı ve yalnızca su eklenerek kullanılmaya devam edilmemelidir. İç yüzeyler mekanik olarak fırçalanmalı, biyofilm tabakası uzaklaştırılmalıdır.
Sulukların dışkı düşmeyecek yükseklikte olması ve güneş altında uzun süre ısınmaması gerekir. Çatlak, çizilmiş ve temizlenemeyen plastik kaplar bakteri barındırabilir.
Farklı sürülerin sulukları ortak kullanılmamalıdır. Yarış veya nakliye dönüşü kullanılan kaplar sağlıklı gençlere verilmeden önce temizlenmelidir.
Yem depoları kuru, serin ve kemirgenlere kapalı tutulmalıdır. Çuvallar zeminden ve duvardan uzakta saklanmalı, dökülen yem günlük toplanmalıdır.
Nemli yem bakteri ve küf gelişimini kolaylaştırır. Yağlı tohumların acılaşması ve yemin bozulması kuşların sindirim sistemini zorlayabilir.
Dezenfeksiyondan önce dışkı, tüy, yem artığı ve organik materyal fiziksel olarak uzaklaştırılmalıdır. Organik kir birçok dezenfektanın etkisini azaltır.
Yüzeyler yıkanıp durulandıktan sonra kurumaya bırakılmalı, ardından uygun ürün doğru yoğunluk ve temas süresiyle uygulanmalıdır.
Temizleme işlemi genç ve sağlıklı bölümlerden başlanarak hasta bölüme doğru ilerlemelidir. Aynı bez veya fırçanın tüm bölümlerde kullanılması bulaşmaya neden olabilir.
Taşıma sepetleri farklı sürüler arasında etken taşınmasında önemli rol oynar. Her kullanım sonrasında dışkı ve tüyler uzaklaştırılmalı, yüzeyler yıkanmalı ve tamamen kurutulmalıdır.
Yarış dönüşü kuşlar doğrudan genç sürüye karıştırılmamalıdır. İştah, dışkı, kursak boşalması ve genel davranış birkaç gün yakından izlenmelidir.
Ağır antrenman, nakliye ve sıcak hava aynı döneme denk geldiğinde stres artabilir. Eğitim programı kuşların kondisyonuna göre aşamalı ilerlemelidir.
Yeni alınan güvercinler mevcut sürüye doğrudan katılmamalıdır. Karantina alanı ayrı hava hacmine sahip olmalı ve ortak ekipman kullanılmamalıdır.
Karantinada dışkı, vücut ağırlığı, iştah, kursak boşalması ve solunum izlenmelidir. Gerekli görüldüğünde viral ve bakteriyel laboratuvar testleri uygulanabilir.
Sağlıklı görünen kuşlar virüs veya bakteri taşıyabileceği için birkaç günlük gözlem yeterli olmayabilir.
Kalabalık barındırma ortak yüzeylerin daha hızlı kirlenmesine, stresin artmasına ve zayıf kuşların yemden geri kalmasına neden olur.
Yemlik ve suluk sayısı bütün kuşların rahat erişebileceği biçimde ayarlanmalıdır. Yaş grupları mümkün olduğunca ayrı tutulmalıdır.
Günlük yem tüketimi, su tüketimi, ölüm sayısı, kilo değişimi, yarış ve nakliye tarihleri kaydedilmelidir. Bu bilgiler salgının hangi olaydan sonra başladığını göstermeye yardımcı olabilir.
Laboratuvar sonuçları ve yapılan uygulamalar saklanmalıdır. Aynı sorun tekrarlandığında geçmiş kayıtlar karşılaştırılabilir.
E. coli direnç genlerini taşıyabilen ve farklı bakterilere aktarabilen önemli bir etkendir. Gereksiz, eksik süreli veya uygun olmayan antibakteriyel kullanımı dirençli suşların seçilmesini kolaylaştırır.
Geçmişte etkili olan bir uygulamanın yeni salgında da etkili olacağı varsayılmamalıdır. Farklı sürülerde ve farklı dönemlerde farklı E. coli suşları bulunabilir.
Güvercinlerde bulunan her E. coli suşu insanlarda hastalık oluşturmaz. Bununla birlikte dışkı ve kirli ekipmanlarla temas sonrasında el hijyeni önemlidir.
Kafes ve suluklar mutfak lavabosunda veya gıda hazırlanan yüzeylerde temizlenmemelidir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklığı zayıf kişiler kuş dışkısıyla doğrudan temastan korunmalıdır.
Klinik belirtilerin azalması kuşun tamamen iyileştiği anlamına gelmeyebilir. Kursak hareketleri normale dönse bile vücut ağırlığı, kas yapısı ve bağırsak dengesi daha uzun sürede toparlanabilir.
İyileşme döneminde günlük ağırlık takibi yararlı olabilir. Kuşun yalnızca yem yiyor görünmesi yeterli değildir; tükettiği yemin vücut ağırlığına yansıyıp yansımadığı izlenmelidir.
Dışkının şekillenmesi, su tüketiminin normale dönmesi, tüylerin yatışması ve sürü içindeki davranışların düzelmesi olumlu işaretlerdir. Buna rağmen kuş birkaç gün daha yoğun uçuş ve nakliyeden uzak tutulmalıdır.
Salgın sona erdikten sonra yalnızca kafesleri temizlemek yeterli değildir. Hastalığın hangi yaş grubunda başladığı, ilk belirtilerin hangi olaydan sonra görüldüğü ve hangi ortak ekipmanın kullanıldığı geriye dönük olarak incelenmelidir.
Yeni kuş girişi, yarış dönüşü, yem değişikliği, kuluçka dönemi veya suluk sistemiyle ilgili bir değişiklik salgının başlangıcıyla çakışıyorsa sonraki dönem için önleyici plan hazırlanmalıdır.
Tekrarlayan vakalarda laboratuvar sonuçlarının karşılaştırılması önemlidir. Önceki salgında adenovirus saptanmış olması yeni salgının da aynı etkenden kaynaklandığını garanti etmez.
Adenocoli benzeri sendromlardan korunmada tek bir uygulamaya güvenilmemelidir. Karantina, yaş gruplarının ayrılması, temiz suluklar, kuru yem, düşük yoğunluk, yarış sepetlerinin temizliği ve stresin azaltılması birlikte yürütülmelidir.
Hastalık görülmeyen dönemlerde biyogüvenlik kurallarının gevşetilmesi çevresel yükün yeniden artmasına neden olabilir. Koruyucu yönetim yalnızca salgın sırasında değil, yıl boyunca sürdürülmelidir.
Her genç güvercin ishalini Adenocoli kabul etmek en yaygın hatalardan biridir. Benzer belirtiler farklı viral, bakteriyel, paraziter ve beslenmeye bağlı sorunlarda görülebilir.
Dışkıda E. coli bulunmasını Adenovirus ile birlikte enfeksiyonun kesin kanıtı saymak doğru değildir. Adenovirus için ayrıca uygun viral test gerekir.
Yalnızca antibakteriyel uygulayıp suluk, yemlik, yoğunluk ve taşıma sepeti hijyenini düzeltmemek hastalığın tekrarına yol açabilir.
Hasta kuşun kursağını kontrolsüz biçimde sıkmak, zorla yem veya su vermek aspirasyon ve doku hasarı oluşturabilir.
Belirtiler azalır azalmaz kuşları yarışa veya yoğun uçuşa döndürmek iyileşmeyi geciktirebilir ve yeniden hastalanma riskini artırabilir.
Adenocoli yetiştirici dilinde kullanılan bir terimdir. Benzer belirtiler bilimsel olarak çoğunlukla çok etkenli genç güvercin hastalığı sendromu kapsamında değerlendirilir.
Her vakada değil. Circovirus, rotavirus, herpesvirus ve farklı bakteriyel veya paraziter etkenler de benzer tabloya katkıda bulunabilir.
En sık sütten kesilme sonrasındaki genç kuşlarda ve bir yaşın altındaki güvercinlerde görülür.
Hayır. Trichomoniasis, Candidiasis, yabancı cisim ve başka sistemik hastalıklar da yem çıkarma veya kursak durgunluğu oluşturabilir.
Hayır. Yem yememe, Salmonella, karaciğer hastalıkları ve farklı bağırsak enfeksiyonları da yeşil dışkıya neden olabilir.
Hayır. E. coli normal bağırsak florasında bulunabilir. Sonuç klinik bulgular ve örneğin alındığı bölgeyle birlikte yorumlanmalıdır.
PCR, adenovirus, circovirus ve rotavirus gibi olası viral etkenlerin genetik materyalini saptamaya yardımcı olur.
Evet. Ortak yüzeyler, dışkı, su ve yakın temas etkenlerin farklı sürüler arasında taşınmasına katkıda bulunabilir.
Belirti gösteren kuşların ayrı ekipman kullanılan bir bölüme alınması bulaşma baskısını azaltabilir.
Kuşun vücut ağırlığı, dışkısı, iştahı ve kursak hareketleri normale dönmeden yoğun egzersize başlanmamalıdır.
Adenocoli, özellikle genç güvercinlerde kusma, kursak durgunluğu, ishal, iştahsızlık, kilo kaybı ve ani ölümlerle görülen karmaşık bir tabloyu tanımlamak için kullanılan yaygın bir terimdir.
Bu tablo her zaman yalnızca Adenovirus ve E. coli birlikteliğinden kaynaklanmaz. Pigeon circovirus, rotavirus, herpesvirus, başka bakteriler ve parazitler de genç güvercin hastalığı sendromuna katkıda bulunabilir.
Doğru yaklaşım tek bir belirtiye göre karar vermek yerine klinik muayene, viral PCR, bakteriyel kültür, antibiyogram, nekropsi ve ayırıcı tanıyı birlikte değerlendirmektir.
Kalıcı kontrol; temiz su, kuru yem, uygun sürü yoğunluğu, karantina, yarış sepetlerinin temizliği, yaş gruplarının ayrılması ve düzenli kayıt tutma uygulamalarının birlikte yürütülmesine bağlıdır.
Veteriner Uyarısı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kusma, kursak durgunluğu, hızlı kilo kaybı veya ani ölüm görülen kuşlarda kesin teşhis ve uygulama planı için kuş hastalıkları konusunda deneyimli bir veteriner hekime başvurulmalıdır.